Ümit Özdağ Zafer Partisi 1. Olağanüstü kongre konuşması

Zafer Partisi 1. Olağanüstü kongresi Ankara'da ATO Congressium'da gerçekleşti. Zafer Partisi Genel Başkanı ümit Özdağ kongre salonunda yaptığı konuşmada önemle mesajlar verdi. Gençlere yönelik Paypal'in tekrar kullanıma açılacağı müjdesi gençleri sevindirdi. Ümit Özdağ Zafer Partisi 1. Olağanüstü kongre konuşması

"Erdoğan 2009'dan itibaren FETÖ'nün casus olduğunu biliyordu"

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, kongre konuşmasında ağırlıklı olarak hükümeti eleştirdi. FETÖ ile mücadeleye dair savsaklama olduğunu iddia eden Ümit Özdağ, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın FETÖ'nün casus bir örgüt olduğunu 2009 yılından bu yana bildiğini belirtti. Ümit Özdağ, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın böyle bir bilgiye sahip olduğunu kimsenin bilmediğini ilkez kendisinin açıkladığını ifade etti. Ümit Özdağ'ın iddiasına göre, istihbarat servisi bu bilgiyi Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Başbakanlığı döneminde götürdü.

Zafer Partisi kongresine hangi partiler katıldı?

Kongreye CHP, Adalet Partisi, Memleket Partisi, Doğru Parti, Bağımsız Türkiye Partisi, Türkiye Değişim Partisi, Yeniden Refah Partisi, Turan Hareket Partisi’nden temsilciler katıldı. Kongrede Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın konuşmasının öncesinde şarkılar ve türküler söylendi.

“Ümit burada, escobar nerede” sloganları

ATO Congressium'daki kongrede “Ümit burada, escobar nerede” sloganları atıldı. Zafer Partisi Genel Başkanı ümit Özdağ bu sloganlarla birlikte kürsüye çıkarak konuşmasına başladı. Ümit Özdağ'ın konuşması sırasında arka fonda Türk Bayrağı yer aldı. Dev Türk bayrağının önünde konuşan Ümit Özdağ, muhalefetten çok sert dille hükümeti eleştirdi.

"Atatürk’le, onun yönettiği Türkiye’de yaşamak vardı"

Ümit Özdağ, “Türk milleti sadece çok büyük dış sorunlarla karşı karşıya ve baş başa değil. Aksine bu dış sorunların yanında bunlar kadar büyük hatta daha tehlikeli iç güvenlik ve ekonomik sorunlarımız var. Ağır bir devlet krizi içindeyiz ve bunu yaşıyoruz. Biz 4 bin seneden beri devleti olan bir milletin evlatlarıyız. Tarihte bu şekilde olan dünya üzerinde sadece iki tane millet var. Bu iki millet Türkler ve Çinliler. Bu iki devletli millet 4 bin seneden beri devleti olan millet. Ama bu 4 bin yıla dayanan devlet tarihi içinde biz öyle bir döneme denk geldik ki bu dönemde Erdoğan var. Şansımıza bakın Atatürk’le, onun yönettiği Türkiye’de yaşamak vardı ancak bizler ve sizler malesef  bu döneme rast geldik. Bu dönemde Türkiye cumhuriyeti devletinin Türk milletinin elinden alındığını gördük. Türk devleti gelinen noktada bir aile şirketine dönüştürüldü." ifadelerini kullandı.

"FETÖ adlı terör ve casusluk örgütü"

Ümit Özdağ konuşmasının devamında sözü FETÖ'ye getirdi. Özdağ, "Öyle devlet belgeleri var ki inanmanız bile mümkün değil. Atayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, atanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, üye de Erdoğan. Öte yandan devlet, cemaat ve tarikatlar arasında paylaştırılıyor. Türk devletinin içinde FETÖ adlı terör ve casusluk örgütüne “paralel devlet” kurma imkanı verildi. Genelkurmay, Yargıtay, Danıştay, mahkemeler, Emniyet, Jandarma, MİT, üniversiteler valilikler sayısız devlet kurumu bir terör örgütünün eline geçti. 15 Temmuz’da terör örgütü devletin geri kalanını da ele geçirmek üzere harekete geçti, devleti değil. Devletin yarısından çoğunu ele geçirmişti zaten. Bütün bunlar engellenebilirdi." ifadelerine yer verdi.

PKK’ya verdikleri ilçeleri geri almak için 783 şehit, 4 bin yaralı verdik

"FETÖ ile birlikte TSK’ya saldıran AK Parti, diğer yandan da PKK terör örgütü ile masaya oturdu, Öcalan’la İmralı’da Anayasa yazdılar. Kıbrıs Barış Harekatı’nda 498 şehit 1200 yaralı verdik ve devlet kurduk. Oysa, açılım süreci dedikleri PKK ile müzakere sürecinde Güneydoğu’da PKK’ya verdikleri ilçeleri geri almak için 783 şehit, 4 bin yaralı verdik."

“TÜRKİYE’YE MİLYONLARCA SIĞINMACIYI DOLDURMANIN AMACI, GÜNÜ GELDİĞİNDE TÜRKİYE’DE İÇ SAVAŞ BAŞLATMAKTIR”

‘Ne mutlu Türküm diyene’ diye haykırıyoruz ama biz Türkler mutlu değiliz. Hayır değiliz, çünkü Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik krizini yaşıyoruz. İthalata dayalı, üretimi tasfiye eden bir ekonomik politika izlemişler. İhracatı tamamen dışlamışlar ve iç talebi artırıp ‘bunu kredi ile ödeyin’ demişler. İmalat sanayisini tasfiye ederken her şeyi betona yatırmışlar. Fabrika yerine AVM ve rezidanslara dayanan beton ekonomisi sürdürülmüş. Bugün, nüfusun yüzde 1’i milli gelirin yüzde 24’ünü alırken nüfusun yüzde 50’si ancak yüzde 14’ünü alıyor. Bu, soyulduğumuzun göstergesi. Bütün bu ekonomik krizi, devlet krizini daha da ağırlaştıran bir kriz var ki o da sığınmacılar krizi. Türkiye, dünya tarihinin en büyük göçü ile karşı karşıya. 13 milyon kaçak sığınmacı geldi. Geçici koruma altındaki Suriyeli sayısı 6 milyon 707 bin, uluslararası koruma altındaki 570 bin, ikamet izni olanların sayısı 2 milyon 600 bin, vatandaşlık alan Suriyeli sayısı 1 buçuk milyon, vatandaşlık alan diğer milletler sayısı 250 bin; kaçak Afgan sayısı 1 milyon 750 bin. Toplam 11 milyon 482 bin ediyor. Bunların içerisinde Afrika’dan gelenler yok. Hiçbir devlet, böyle büyük bir göçü kaldıramaz. Şehirlerimiz, mahallerimiz sessiz bir şekilde istila edilirken, dünyanın en kalitesiz nüfusu Türkiye’yi işgal ederken kendi ülkelerinde ilkokul mezunu bile olmayanlar ile adeta Orta Doğu’nun çöplüğüne dönüyor ülkemiz. Öte yandan AKP’nin baskıcı politikalarından dolayı genç doktorlarımız, avukatlarımız, eczacılarımız yurt dışına kaçıyorlar. Türkiye’ye milyonlarca sığınmacıyı doldurmanın amacı, günü geldiğinde Türkiye’de iç savaş başlatmaktır.

“KADINLARA YÖNELİK DAYATMALARIN, BASKILARIN, ŞİDDETİN OLMADIĞI BİR TÜRKİYE İSTİYORUZ”

Değerli kadınlar, siz de gençler gibi öfkelenmekte haklısınız. Çocuklarınıza istediğiniz eti, sebzeyi alamadığınız, onun istediği yemekleri yapamadığınız için öfkelisiniz. Pazarda daha ucuza sebze, meyve bulmak için dolaştıktan ve yarı boş file ile eve dönmekten dolayı öfkelisiniz. Sokaklarda, metroda sığınmacıların size saldırgan gözlerle bakmasından dolayı öfkelisiniz. Birisi ‘Kadın mıdır, kız mıdır bilemem’ diye konuştuğu için öfkelisiniz. Biz de Zafer Partisi olarak diyoruz ki “Bu maymunların canı cehenneme’. Kadınlara yönelik dayatmaların, baskıların, şiddetin olmadığı bir Türkiye istiyoruz. Kadınların kendi ayakları üzerinde seçim yapma özgürlüklerinin kısıtlanmadığı bir ülke istiyoruz. Dört sene içerisinde kesin ve kararlı adımlarla neler yapmak istediğimizi sizinle paylaşmak istiyorum: Tarımda Hollanda, sanayide Almanya, eğitimde Japonya, sağlıkta Kanada, bilimsel araştırmalarda ABD gibi bir Türkiye istiyoruz. Üniversite öğrencilerinin tek kişilik odalarda kaldıkları devlet yurtları olan, okulda geniş bahçeleri içerisinde spor tesisine sahip olduğu, ileri teknoloji geliştiren üniversitelerin sanayi ile güçlü iş birliği yaptığı, okulların geniş bahçeleri içinde spor tesislerin sahip olduğu, göçlerin durdurulduğu ve geri çevrildiği bir Atatürk Türkiye’si istiyoruz.

“13 MİLYON SIĞINMACI VE KAÇAK GERİ DÖNÜNCE ENFLASYON YÜZDE 15, YÜZDE 20 DÜŞECEK”

İlk işimiz, 13 milyon sığınmacının, kaçağın Anadolu Kalesi projesi ile yurtlarına geri dönüşünü sağlamak olacak. 13 milyon sığınmacı vatanlarına dönmeden ülkemiz yaşadığı ekonomik krizi aşamaz, aksine ekonomik kriz daha da derinleşir… Türk milletinin kimseden izin almaya ihtiyacı yoktur bu geri dönüş için. 13 milyon sığınmacı ve kaçak geri dönünce enflasyon yüzde 15, yüzde 20 düşecek. Hayat ucuzlayacak, kiralar azalacak, gayrimenkul fiyatları düşecek, hastanelerde hasta sayısı azalacak.”